Yazılar

Ahşap Kameralarımız Nereden Çıktı?

  • Yazan: Erbil Sivaslioglu

Ahşap Kameralarımız Nereden Çıktı?

Fotoğrafa olan ilgi hobi seviyesinde geçen gençlik sonrası bir bir apoletler asılıyordu; 

mühendis, stajyer derken birden kurumsal olduk. Tak etmesi erken oldu yapılacaklar listesinin uzunluğuna dayanamayıp. Fikirlerin hayat bulması için gerekli olan tasarım dilini pekiştirmek, hatta sıfırdan öğrenmek için Londra'ya göçtüm. 

Yeni memleket, yeni insanlar, yeni bir dünya. Kameramı da yanımda götürmüştüm tabii. 

Dijital kocaman kameram, çanta dolusu lens ve onlarca kablo,şarj ve hafıza kartıyla birlikte. 

Hergün birbirinden keyifli, heyecan dolu ve koşuşturmalıydı. Telefonların da pekala ilerlemiş kameraları vardı ve gelecek çok daha yüksek çözünürlüklüydü. 

Sanırım gittikçe içimdeki fotoğraf ekipmanlarına olan ilgi azalıyor, bunun sonucunda keyifle fotoğraf çekemez hale gelmiştim. 

Sonrasında bir parıltı oluştu, fotoğrafı sadece anı dondurmak için değil fotoğraf çekmek için çekiyordum. Bunu daha da keyifli hale getirmek için belki de dijitalden biraz uzaklaşmalıyım diye düşündüm. 

Zaten filmli kameram vardı, ama uzun süredir kullanmıyordum. Filmlerimi kendim banyo edip, kendim pozlamadıktan sonra yine benim için DSLR kamerama kabloyu takıp bilgisayara aktarmaktan pek farklı gelmiyordu. 

Peki ya film dünyasını gittikçe daraltan sıkıntılar neydi? 

=Süreç zordu. Ekipman ihtiyacı çoktu ve malzemeleri bulması sıkıntılıydı. 

Sonunda kiralanabilen bir karanlık oda buldum Londra'da 30dk sı 60£. Gözlerime inanamadım! Film ile çekip, tüm süreci kendin deneyimlemek artık sadece zor değil, lüks bir aktiviteydi. 

Bu beni gerçekten dehşete düşürdü. Fotoğraf yapılan bir şeyden, tek tuş ile çekilene sanki çoktan dönmüştü ve bu güzide baskı deneyimi ileride tamamen kaybolabilirdi. 

Peki ya film dünyasını gittikçe daraltan sıkıntılar neydi? 

Boş kutular, aslında birer kameralar

=Süreç zordu. Ekipman ihtiyacı çoktu ve malzemeleri bulması sıkıntılıydı. 

Sonunda kiralanabilen bir karanlık oda buldum Londra'da 30dk sı 60£. Gözlerime inanamadım! Film ile çekip, tüm süreci kendin deneyimlemek artık sadece zor değil, lüks bir aktiviteydi. 

Bu beni gerçekten dehşete düşürdü. Fotoğraf yapılan bir şeyden, tek tuş ile çekilene sanki çoktan dönmüştü ve bu güzide baskı deneyimi ileride tamamen kaybolabilirdi. 

Peki ya film dünyasını gittikçe daraltan sıkıntılar neydi? 

=Süreç zordu. Ekipman ihtiyacı çoktu ve malzemeleri bulması sıkıntılıydı. 

Sonunda kiralanabilen bir karanlık oda buldum Londra'da 30dk sı 60£. Gözlerime inanamadım! Film ile çekip, tüm süreci kendin deneyimlemek artık sadece zor değil, lüks bir aktiviteydi. 

Bunun da uygulaması var

Tüm bu süreci teknolojiden mahrum bırakmamak ve yeni başlayanları daha da heveslendirmek için mobil uygulama fikri de hızlıca gerçeğe dönüştü.

Bu beni gerçekten dehşete düşürdü. Fotoğraf yapılan bir şeyden, tek tuş ile çekilene sanki çoktan dönmüştü ve bu güzide baskı deneyimi ileride tamamen kaybolabilirdi. 

 

Paylaştıkça artan bilgi

Kendi kameralarımı yapıp, başarılı baskılar almak süpriz olmamaya başladığında ne yapmam gerektiğini biliyordum. Tüm öğrendiklerimi meraklılarıyla paylaşmak. Atölyeler silsilesi aslında böyle başladı. Kendi başına öğrenmek hızlı ilerlemeni sağlıyordu. İnsanlarla deneyimlemek ise kendi başına aklına gelmeyecek yüzlerce farklı konuda çözüm üretmeni gerektiriyordu. 

 

İğne, kırmızı ışık yokluğunda bile 20 kişiyle kendi kameralarımızı yapıp gün boyu fotoğraf çekmişliğimiz var.
–Sivri uçlu bir kurşun kalem ve zifiri karanlıkta hareket teknikleri

Bu beni gerçekten dehşete düşürdü. Fotoğraf yapılan bir şeyden, tek tuş ile çekilene sanki çoktan dönmüştü ve bu güzide baskı deneyimi ileride tamamen kaybolabilirdi. 

Paylaşayım
Sonraki yazılar